DUYURU

Hukuk sistemi neredeyse bir lütuf sistemine indirgenmiş ve gözyaşına doygun bir coğrafyada bir zamanlar çiçekler açtırmaya muktedir bu ülkede, avukatlar için her doğan günün ayrı bir mücadele anlamına geldiği yeni adli yılı karşılıyoruz. Bize adli yılı kutlamak yerine onu sadece “karşılatan” sebepler, mesleklerimize başlarken ettiğimiz yeminin üzerinde yükseldiği kutsal ve evrensel ilkelerin can çekişmekte olduğu gerçeği, savunma mesleğinin itibarına dönük saldırılar ve avukatların içerisine sürüklendiği ekonomik kaostur. Adil yargılanma hakkının yok sayıldığı, savunma makamının yargı sisteminin dışına çıkartılmaya çalışıldığı, avukatların mesleklerini icra ettikleri her ortamda sistematik olarak şiddete uğradığı, öldürüldüğü; müvekkillerinin işlediği iddia edilen fiillerle özdeşleştirilerek yargılandıkları, ifade ve iletişim özgürlüğünün kağıt üzerinde kaldığı, kadın cinayetlerinin zamana yayılmış bir katliama dönüştüğü, çocukların sadece çocuk değil bir taraftan da işçi oldukları, ormanların çöle, otele ya da santrallere çevrildiği, gözü dönmüş bir cinnetle işkence gören ve tecavüz edilen hayvanların kimseler tarafından duyulmayan çığlıklarının gökyüzünü yırttığı, adaletin tecelli edeceğine olan inancın adli makamlara değil de sosyal medyada kalabalıklara ulaşabilme umuduna havale edildiği ülkemizde yeni adli yılı kutlayamıyoruz. Ancak bizler, suskunluk sarmalına girmeyen ve eşit bir dünya için herkes adına direnen avukatlar olarak yeni adli yılı sessiz ama büyük bir kararlılıkla karşılıyoruz. Herkes bilmelidir ki, yeryüzünün güçlülerinin tahakküm çabaları ile oluşturmak istedikleri düzene karşı en temel insan haklarını güvence altına alarak insan onurunu koruyan hukuk devleti arasındaki çizgiyi belirleyen avukatlardır. Avukatlar, kemikleşmiş bir ekonomik kaosta hayatta kalmak için insan üstü bir çaba sarfederken neredeyse normalleşmiş bir hukuksuzluğun karşısında sadece kendileri için değil doğan ve doğacak herkes için mücadele vermektedirler. Bu sebeple; önü düğmesiz avukat cübbesi yeri geldiğinde kalkan, bazen barınak bazen de ülkemizin geleceğine dönük umudun simgesidir. Toplumsal ve hukuksal çürümenin karşısında bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine duran avukatların meslek örgütlerinin parçalanıp seslerinin kısılma çabası tam da bu sebeplerle anlamlıdır ve zamanı geldiğinde tarihin utanç sayfalarında yerini alacaktır. Cübbesini, kalemini ve cümlelerini haksızlık nereden gelirse gelsin, kime dönük olursa olsun hukukun ve adaletin yanında yer alarak kalkan yapan ve mesleki lügatlarında “emir” ve “talimat” kelimeleri bulunmayan tüm meslektaşlarımızla yeni adli yılda savunma mesleği ve hukuk devleti mücadelesinde yan yana yürümekten büyük onur ve heyecan duyduğumuzu saygıyla, umutla ve hiçbir yapay tahakkümün bizleri susturmaya ya da parçalamaya yetmeyeceğinin bilinciyle tüm kamuoyuna arz ederiz.