Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut İle Röportaj

Ankara Barosu Sağlık Hukuku Kurulu Sekreteri Av. Süleyman Yüksel 21.05.2020 tarihinde, Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Sayın Vedat Bulut ile Covid19 Pandemi sürecine ilişkin bir röportaj gerçekleştirdi.

 

Av. Süleyman Yüksel:

Değerli Başkanım. Covid 19 Pandemisi döneminde sağlık çalışanlarına sağlanan sağlığı koruyucu malzemeler yeterli midir?

Prof. Dr. Vedat Bulut:

11 Mart 2020 tarihinde ilk olgu bildirildikten sonra Nisan sonuna kadar sorunlar yaşandı, ancak üretim kapasiteleri artırıldı ve maske, siperlik, tulum üretimleri gereksinimi karşılama düzeyine geldi. İlk dönemde yani Mart-Nisan aylarında üretim kapasiteleri ve stoklar hazırlıklı değildi. Sağlık Bakanlığı yurtdışından ithalatla 59 milyon adet malzeme getirdi. Bu malzemelerin diğer illere nakli 5 gün bir lojistik gecikmeyle gerçekleşebildi.  Meslek liseleri, TMMOB mühendisleri ve pek çok firma bu dönemde hızla üretim yapılanmasına girişti ve üretim arttı. Hatta ihracat yapar duruma geldiler.

TTB ve ATO olarak bizler de malzemeler temin ederek meslektaşlarımıza, sağlık çalışanlarına siperlik, maske dağıttık. Bağışçı kurumlara teşekkürü borç biliriz. Öncelikle TMMOB bir dayanışma kampanyasıyla bu malzemeleri hibe ederek bizleri destekledi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ankara Ofisi ve Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği ile Esat İnisiyatif Kolektif desteği ile Afgan mülteci kadınlar tarafından üretilen siperlikler Ankara Tabip Odası’na hibe edildi.

Üniversitelerde bu sorun daha kolay aşıldı, enfeksiyon komitelerinin donanımlı yetkin bilim insanlarından oluşması bunun bir nedeni. Sağlık Bakanlığı bazı kurumlarda bu alanda zayıflık gösterdi. Örneğin, Aile Hekimleri için yeterince  önlem alınmadı. Özellikle yoğun bakım, enfeksiyon hastalıkları klinikleri, acil servis ve 112 çalışanları en önemli risk altında olanlardır.

Av. Süleyman Yüksel;

Normalleşme takvimi açıklandı. Siz bir meslek örgütü olarak bu takvimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Vedat Bulut;

Biz 2-3 hafta kadar erken alınmış olunan bu kararı ‘’Hastanelerde yataklarımız rahatladı, sizler de hasta olup artık gelebilirsiniz, yerimiz var’’ kararı olarak görüyoruz. R0 değeri henüz 1 rakamının altına düşmedi. Yani hasta sayısında artış hızı azalmakla birlikte devam etmekte. Henüz platoya ulaşmadık. İnişe geçişi yavaşlatacak bu ‘’Yeniden açılma’’ politikası eğrinin altında kalan alanı genişletecektir, bu da daha fazla sayıda hasta ve ölüm demektir. Türkiye’de ölüm oranları %2,7 ve olguların 150.000 üzerine çıktığı göz önüne alındığında bu oran çok değişmeyecektir. Vatandaşlarımız duyarlılığı elden bırakmamalı, önlemlere devam etmelidir.

Biz sağlık çalışanları için poliklinik ve ameliyathane hizmetleri olarak 2 ana grupta önerilerimizi açıkladık ve kamuoyuyla, basınla paylaştık. 

Poliklinik hizmetlerinde poliklinik havalandırma sistemleri çok önemli. MHRS’den randevularda hasta sayısı az tutulmalı, 30 dk başına bir hasta alınmalı, her muayene arasında bir havalandırma süresi geçmeli, bekleme salonlarında ve poliklinik önlerinde 2 metrelik fiziksel mesafe kuralı muhakkak gözetilmelidir. Hastalara ve refakatçilerine maske temin edilmeli, poliklinik girişlerinde ve hastane girişlerinde dezenfektan bulundurulmalıdır. Her poliklinik odasında kapı kolu, muayene masası, steteskop, tansiyon aleti ve ultrasonografi probu gibi sık ve doğrudan temasın olduğu yüzeyler aralıklı olarak dezenfekte edilmelidir.

Polikliniklere başvuran hastalara girişte ateş ölçümü yapılmalı; temas öyküsü, ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi şikayetler olan hastalar mutlaka triajdan geçirilmelidir.
 

Sağlık çalışanına günlük mesai saati için en az 2 cerrahi maske, yeterli sayıda eldiven, siperlik ve dezenfektan temin edilmelidir. Kronik hastalıkları bulunan hastalar önceden belirlenerek; kendileri randevu alamadıkları durumda, merkezi bir sistemle bu hastalara belli aralıklarla randevu oluşturulmalıdır. Onkolojik bir tanısı olan, kemoterapi alan ve bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler alan romatolojik ya da organ nakilli hastalar için personellerin 2 haftada bir tarandığı; hiç bir kısmında COVID hastası bakılmayan hastaneler (temiz hastane) ayrılmalı ve bu grup hastalar bu sağlık kuruluşlarından sağlık hizmeti almalıdırlar.

Hastaların hastanelere ulaşımı ücretsiz şekilde kamusal bir hizmet olarak sağlanmalı, tetkik ve tedavi süreci sonrasında eve ulaşımı için de bu hizmet verilmelidir.

          Pandemi boyunca tüm hastanelerde yataklı servis hizmetleri tek kişilik odalarda verilmelidir. Refakatçi gerekmedikçe hastalar izole şekilde yatırılmalı ve ziyaretçi girişlerikısıtlanmalıdır.

           Ameliyathanelerin hizmetlerinde önlemler hastanın test sonucunun pozitif veya negatif olmasına göre farklılıklar içermektedir. Yine vakanın elektif veya acil olması da ayrıca farklı uygulamalar gerektirir.

Ayrıca alınması gerekli önlemleri birkaç başlık altında toplayabiliriz.

Elektif operasyonlarda hastanın test sonucu negatif ise alınması gereken önlemler:
1. Testlerin güvenilirliği %100 olmadığı için test sonucu negatif dahi olsa hasta servisten ameliyathaneye transferi sırasında mutlaka cerrahi maske takmalı. Aynı şekilde transportunu sağlayan personel de cerrahi maske takmalı.
2. Hastalar ameliyathane kapısında bekletilmeden hızlıca negatif basınçlı operasyon odasına alınmalı. Bunun organizasyonu için tüm sağlık çalışanları aktif iletişimde olmalı.
3. Yapılacak işleme uygun anestezi yöntemi seçmek bu dönemde bulaşı engellemek açısından oldukça önem arz etmektedir.
4. Spinal anestezi ile alınabilecek vakalar eğer hastanın buna engel bir durumu yoksa mutlaka önerilmeli ve uygulanmalıdır. Bu sayede yüksek riskli işlemler arasında olan entübasyon, maskeleme, aspire etme işlemlerinden kaçınılmış olur.
5. Eğer hastaya sedasyon altında işlem yapılacaksa hastanın oksijen ihtiyacını, hastanın cerrahi maskesi takılıyken yapmak gerekiyor. Bununla ilgili sağlık çalışanlarına koruyu önlemler almaları tavsiye edilir.
6. Eğer hasta genel anestezi alacaksa entübasyon işlemi sırasında odada sadece entübasyonu yapacak kişi ve bir yardımcı personel olacak şekilde en aza indirilip işleme öyle başlanması gerekiyor.
7. Ekstübe edilip ayılma odasına alınacak hastanın yine operasyon odasından cerrahi maske takılarak çıkarılması önerilir.

Elektif operasyonlarda hastanın test sonucu pozitif ise alınacak önlemler:
1. Hasta servisten operasyon odasına indirilirken ffp2/ffp3 maske takmalı.
2. Hastanede pozitif hastalar için ayrılmış özel asansörler kullanılarak operasyon odasına ulaştırılmalı.
3. Hasta ameliyathanenin herhangi bir yerinde bekletilmeden pozitif hastalar için daha önceden belirlenmiş negatif basınçlı odalara alınmalı.
4. Operasyon süresince odada bulunması gereken tüm sağlık çalışanları tüm kişisel koruyucu kıyafetlerini (tulum, ffp2/3 maske, gözlük, yüz koruyucu siper) giymiş bir şekilde odadan operasyon süresince çıkmayacak şekilde hazır olmalı.
5. Operasyon odasında gerekebilecek tüm malzemeler hazır bulundurulmalı ancak eksik malzeme olma ihtimaline karşın ameliyat odasının kapısının dışında malzemeleri hazırlayacak ekstra bir personel olmalı. Bu sayede operasyon süresince kapı sık açılıp kapanmayacağı için aerosol yayılımı engellenmiş olacaktır.
6. Operasyon bittikten sonra hasta ekstübe edildikten sonra üstünü tamamen kaplayacak bir şeffaf koruyucu örtüyle servise transfer edilecektir.
7. Tüm personel hasta çıktıktan sonra operasyon odasının hemen dışında koruyucu kıyafetleri uygun bir şekilde çıkarıp, ellerini yıkamalıdır.
8. Aynı operasyon odasına yeni hasta alınmadan önce odanın en az 45 dakika havalandırılması önerilir.

Acil operasyona alınacak hastalarda alınması gereken önlemler:
• Hastanın semptomu ve olası temas öyküsü yoksa hasta test sonucu negatif hasta gibi değerlendirilmelidir. Ancak entübasyonu ve ekstübasyonu yapacak personelin tam kişisel koruyucu kıyafetle yapması önerilir. Diğer tüm yollar elektif negatif hastayla aynı şekilde izlenebilir.
• Hastanın semptomları ya da olası bir temas öyküsü varsa hasta şüpheli kabul edilip test sonucu pozitif hasta gibi kabul edilmelidir.
• Hasta şüpheli ise ve eğer acil tanısı sırasında BT çekilecekse süreci uzatmayacağı için mutlaka toraks BT de çekilip yorumlanmalıdır.
• Tüm önlemler alınmalıdır. Hastanın durumu stabillendikten sonra mutlaka PCR testi yapılmalıdır.

 

 

Av. Süleyman Yüksel;

Sağlık çalışanlarının COVID 19 hastalığına yakalanması durumunda meslek hastalığı veya iş kazası olarak ele alınmayacağına ait SGK genelgesi yayımlandı. Bu konuda düşünceleriniz nedir?

Prof. Dr. Vedat Bulut;

Sağlık çalışanları bu hastalığı sokaktan günlük yaşam içerisinde almıyorlar. Japonya’da hastaların %15 kadarı sağlık çalışanıydı. Sonuçta sağlık çalışanları bir risk altında çalışıyor. Bir torna tezgahında çalışan işçinin yaralanması halinde durum neyse, bir sağlık çalışanının görevde COVID19 bulaşına yakalanması aynı şeydir. Virüsün gözle görünemiyor olması olayı farklılaştırmaz.

COVID-19 Tanısı veya Tedavisi Alan Sağlık Çalışanlarının Hastalıklarının Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilmesi haklarıdır. Hastalıklarının Meslek Hastalığı Olarak Bildiriminin Takipçisi olacağız. Ülkemizde, meslek hastalığı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda; “… mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı” ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda da “… sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.” şeklinde tanımlanmaktadır.


            Sağlık alanında (hastane, aile sağlığı birimi, işyeri hekimliği birimi, laboratuvar vb.) çalışanlar, ancak riskli bir iş yaptıklarında (entübasyon, aspirasyon vb.) ya da riskli bir durumla karşılaştıklarında (maskesiz olan COVID-19 hastasıyla, maskesiz olarak 15 dakikadan fazla süre temas gibi) COVID-19 açısından yüksek riskli sayılmaktadır. Bu koşullar altında COVID-19’a yakalanmış olan sağlık çalışanları doğrudan meslek hastalığına yakalanmış sayılmalı ve meslek hastalığı için tazminat talep edebilir duruma geçmelidir. Mevzuatımızda da yer aldığı gibi, sağlık çalışanlarında görülen COVID-19 hastalığının meslek hastalığı olarak kaydedilme/kabul edilmesi, tüm sağlık giderlerinin %100 karşılanması, hiçbir katkı payının alınmaması ve geçici ya da kalıcı iş göremezlik durumunda tazminata hak kazanmak, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi demektir. Vefat durumunda, hak sahiplerine gelir bağlanması da bu koşullarda mümkün olacaktır.

 

Av. Süleyman Yüksel;

 Pandemiyle ilgili başka ekleyeceğiniz düşünceleriniz var mıdır?

Prof. Dr. Vedat Bulut;

Süreçin şeffaf bir şekilde yürütülmesi ve Sağlık Bakanlığı otoritelerinin bütün verileri sağlık meslek örgütleriyle paylaşması tam bir başarı için ön koşuldur. Meslek örgütlerinin İl Pandemi Kurullarında ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunda olmaması, Bakanlığın verileri açıklamada hep çekinik kalması en önemli sorundur. İstatistikler olmadan gelecek planlaması yapılamaz.

Türkiye 15 yıldır, kusurların, yanlış politikaların getirdiği sorunların hasır altına süpürülmesi, üzerinin örtülmesi gibi yanlış yaklaşımlarla karşı karşıya. Sağlık alanı da bu anlayıştan kötü etkilenmiştir.