DEVLETİN SALGIN HASTALIKLARDAKİ TEDBİRLERE İLİŞKİN SORUMLULUĞU

COVİD-19 PANDEMİSİNDE UYGULANACAKTEDBİRLERE İLİŞKİN ULUSAL VE ULUSLARARASI TEMEL MEVZUAT

 

Bireylerin yaşam, sağlık, maddi ve manevi bütünlük başta olmak üzere temel haklarını koruma yükümlülüğü kapsamında devletin salgın hastalığın engellenmesi ve kontrol altına alınması için gerekli tedbirlere başvurması kaçınılmazdır. Bu cümleden olmak üzere salgının kontrol altına alınması ve hastalığın yayılmasını engelleme sürecinin yönetilmesi  yaşam ve sağlık hakkı yönünün önemli, öncelikli olduğu ve hukuka uygun olması gerektiği şüphesidir. Aşağıda devletin ‘’Salgın Hastalıklarda’’ alacağı tedbirlerin hukuksal dayanakları olanAnayasa, uluslararası anlaşmalar, kanun, yönetmelik ve tüzük maddelerine işaret edilmiştir.

ULUSAL MEVZUAT AÇISINDAN

  • 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu:

 

Kanunun 1. Maddesi ile salgınla mücadele etme görevi belediyelere( 20. Madde ile) ve valiliklere verilmiştir. Her ilde İl Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bulunur. Valiliklere verilen görev ile bu kanunun 22., 23. Ve 72. Maddelerikapsamında İl Pandemi kurulu kurulmuştur. Pandemi kurulunun yaptığı toplantılar neticesinde alınan kararlar tüm kolluk personeline tebliğ olunur ve aksaklık yaşanmaması için takip edilir. Sair kanunun 57. Maddesinde ise vatandaşlara görev verilmiş olup salgın hastalık döneminde vakaları haber verme ve ölenleri ihbar yükümlülüğü getirilmiştir. İç İşleri Bakanlığı tarafından alınan 89780865-153- sayılı karar ile Sokağa Çıkma Yasağı getirilmiş olup yasağın uygulanmaması durumunda 1593 sayılı kanunun 282. Maddesi ve TCK’nın 195. Madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 1593 Sayılı kanun ile sadece Türk topraklarda değil, Türk kara sularında da bir takım tedbirler alınmıştır. 49. Madde ve devamında Ticaret gemilerine ilişkin salgın hastalığın Türk karasularında görülmesi durumunda karantina, tedavi ve temizleme vs. tedbir alma görevi Türkiye Cumhuriyetindedir.

65. maddesinde ise devletin hastalıktan şüphelendiği zaman tahkikat yapabileceği, doktorun bulunmadığı zaman ise bu tahkikatın belediye tabiplerince yapılabileceği düzenlenmiştir. Salgın Hastalık döneminde olan cenaze işlemlerine ilişkin 82. Maddesinde ise salgın hastalık, Pandemi döneminde yapılacak olan defin işlemlerinde namaz vakitleri beklenmeyecek olup defin işlemi hemen yapılacaktır.

126. ve 127. Maddede belirtilen Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından Hijyen Eğitim Yönetmeliği5.07.2013 tarihinde yayınlanmıştır. Yönetmeliğin amacı 1. Maddesinde düzenlenmiş olupiş yerlerinde çalışmaya engel bulaşıcı hastalıkların ve cilt hastalıklarının belirlenmesine ve bu hastalıkların iyileşme hâlinin tespitine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Şeklinde madde düzenlenmiştir.

 

  • 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu

 

Bu kanunun 3. maddesinde belirtilen esasına göre devletin görevi koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfına yol açmadan kamu ve bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına sağlık hizmeti görevi verir ve denetler. Bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirilmesi amaçtır.

 

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

 

Devletin salgın hastalıklara karşı alabileceği bir diğer tedbir dedevletin uygulayacağı tedbirlere aykırı davranan kişilere ilişkin cezai yaptırımlardır. Buna ilişkin ceza kanunundaki düzenlemeler şu şekildedir;

 

90. Madde- İnsan Üzerinde Deney: İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez.

İnsan Üzerinde Deney Suçunun, rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için 90. Maddesinin 2. Fıkra hükmünde belirtilen koşullarının da sağlanması gereklidir.

 

195. Madde- Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma: Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

257. Madde- Görevi Kötüye Kullanma: Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

  • 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu

 

32. Madde- Emre Aykırı Davranış: Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

 

  • Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans ve Kontrol Esasları Yönetmeliği

 

Bu yönetmelik bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve kontrolünün sağlanması için; bildirime esas bulaşıcı hastalıklar listesinin belirlenmesi, olay ve vaka tanımlarının yapılması, iletişim ağı yapısı ile ihbar ve bildirim sisteminin oluşturulmasıbulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve kontrolüne dair esasları içerir. Yönetmeliğin uygulanmasından sorumlu olan Bakanlık Sağlık Bakanlığı  bildirime esas bulaşıcı hastalıkların tanısı, sürveyansı ve kontrolü kapsamında mikrobiyolojik tanı ve referans laboratuvarlarının çalışma usul ve esaslarını belirler, verileri değerlendirir. Erken uyarı ve cevap sisteminin oluşturulması ve kullanılması, salgınların araştırılması ve kontrolünde görevlendirilmek üzere, Bakanlık merkezinde ve her ilde, saha epidemiyolojisi, laboratuvar uygulamaları ve bulaşıcı hastalıkların kontrolü konularında personeli eğitir ve bu eğitimlerin sürekliliğini sağlar.Bakanlık, salgınların araştırılması ve kontrolü ile ilgili gerekli düzenlemeleri yapar.

 

Ancak söz konusu yönetmelik ekinde bulunan bulaşıcı hastalıklara ilişkin düzenlemeler içermekte olup2019’da yapılan değişiklik ile Ek’te belirtilen hastalıklararasındaMers(Coronavirus) yer verilmiştir ve tüm Dünya ve tabi ki Türkiye’de çok büyük bir salgın olan Covid19 ise 22.04.2020 tarih ve 31107 sayılı Resmi Gazete yayımlanan değişiklikle“Bildirime Esas Bulaşıcı Hastalıklar Listesine” eklenmiştir.

 

ULUSLARASI MEVZUAT AÇISINDAN

 

Türkiye, 9 Haziran 1949 tarih ve 5062 sayılı kanunla Dünya Sağlık Örgütü Anayasası'nı onaylayaraküye olmuştur.[1]

 

Uluslararası sağlık meselelerinde yönlendirici ve eşgüdümü sağlayıcı otorite olarak tasarlanan DSÖ’ye, Anayasasıyla, sağlıkla ilgili standartların belirlenmesi için normatif işlevler verilmiştir[2]. Normatif işlevlerin yetkilendirilmesi bakımından DSÖ’nün kendisine ait anayasası, anlaşmaları,tüzükleri ve tavsiyeleri mevcuttur.DSÖ Anayasası m. 21 çerçevesinde, hastalıkların uluslararası alanda yayılmasının önlenmesi amacıyla tüzükler kabul edilmiştir. DSÖ Anayasası m. 22’ye göre kurul tarafından kabul edilen tüzükler üye devletler için “opting-out” (bazı üye devletlerin bazı politika alanları bakımından dışta kalma imkanı) usulü çerçevesinde bağlayıcı hâle gelmektedir.[3]Sağlık alanında evrensel düzeyde işbirliğinin ve koordinasyonun sağlanması amacıyla kurulan DSÖ bünyesinde konunun uzmanlarınca hazırlanan ve hükümlerinin içeriği itibarıyla teknik niteliği ağır basan Uluslararası Sağlık Tüzüğü’nün hukuki niteliği doktrinde tartışmalı olmakla beraber bağlayıcı niteliği konusunda tartışma bulunmamaktadır.

 

Uluslararası Sağlık Tüzüğüyle (2005) taraf devletler için öngörülen yükümlülükler arasında, Tüzüğün uygulanmasında insan haklarına saygı gösterilmesi (m. 3/1); taraf devletlerden birinin ülkesinde ortaya çıkan uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumu teşkil edebilecek bir olayı DSÖ’ye bildirim yükümlülüğü (m. 6); hastalıklara dair olayları tespit, değerlendirme, bildirme ve raporlama kapasitesi ile uluslararası önemi haizhalk sağlığı acil durumlarına ve halk sağlığı risklerine hızlı ve etkili şekilde yanıt verme kapasitesinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve sürdürülmesi (m. 5/1, m. 13/1); taraf devletlerin ülkelerine giriş noktaları ile ilgili yükümlülükleri (m. 19-22) sayılabilir.

 

Örgüt ayrıca, pandemi risklerine karşı hastalığın uluslararası alanda yayılmasını önlemek, azaltmak ve uluslararası dolaşıma müdahaleyi en aza indirmek için taraf devletlerce uygulanabilecek uygun sağlık önlemlerine dair sürekli tavsiyelerde de bulunmakla yetkilendirilmiştir (m. 1, 16, 17, 53).

 

Devletlerin, bir yandan uluslararası dolaşımın süratli ve yaygın hâle gelmesiyle hastalıkların uluslararası alanda hızla yayılabilmesi riskine karşı ülkelerini koruyabilmesi, diğer yandan da ülkesinde hastalık görülen devletlerin özellikle ticarî ve ekonomik çıkarlarının diğer devletlerce alınabilecek önlemler karşısında asgarî düzeyde etkilenmesi için Uluslararası Sağlık Tüzüğünün (2005) uygulanmaya konulmuştur.

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

İnsanlığı tehdit eden büyük sorunların başında savaş, doğal afetler ve salgın hastalıklar gelmektedir. İnsan kaynaklı afetlerden korunmak için, insan hatalarından doğabilecek zararların önüne geçen düzenlemelerin yapılması gereklidir. İdare yani devlet, vatandaşlarınınAnayasa’nın 17. maddesinde yaşam hakkını korumakla yükümlüdür.

 

Devletler, olası tehlikeler için hazırlıklı olmalıdır. İdarenin dinamik ve fonksiyonel olabilmesi, öncelikle topluma ilişkin olarak genel hayatı etkileyen tehlikelerden korunmaya ve kaçınmaya ilişkin pratik çözümler üretmiş olmasına bağlıdır.[4]

 

Covid-19 için bilimsel yönden araştırmalar sürmektedir, sonuçları tam olarak ortaya çıkmamıştır. Diğer yandan günümüzde politik ve ekonomik-sosyal koşullar hızla değişmektedir. Pandemiye yönelik düzenlemelerin şüphesiz bilimsel verilerle güncellenmesi gerekecektir.Ancak özellikle pandeminin önlenmesine yönelik çalışmaların desteklenerek gerekli yasal ve kurumsal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi veya revize edilmesi ve etkili bir uygulamanın sağlanabilmesi amacıyla toplumun tüm kesimlerinin, kurum ve kuruluşlarının işbirliği içinde olması önemlidir.

 

 

Ülkemizde salgın hastalıklar konusundaki sorumluluk Sağlık Bakanlığı’na ait olupil ve ilçe yönetimleri hem pandemiye ilk müdahale eden hem de kriz yönetim sisteminin diğer aşamalarında da doğrudan görev ve sorumlulukları bulunan birimlerdir.Belediye, pandemiye ilişkin tedbirlerin uygulanması sürecinde destek birimi olmasının yanı sıra beldenin özelliklerini de dikkate alarak bu süreci planlamak ve idare etmekle görevlendirilmiştir, bu süreçte valiliklere desorumluluk verilmiştir. Valiliklerin kanunlarda belirtilen görevleri gereği süreci sağlıklı götürmek adına yapılan düzenlemeler mevcut olup bu görevlendirmeler Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na dayanmaktadır ancak temelinde ise Anayasa yer almaktadır.

 

Özellikle Anayasa’nın 5., 56. ve 57. maddeleri ile devlete verilen görevlerin hukuksal düzenlemelerle yaşama geçirileceğinden kuşku bulunmamakta ve bu görevlerin hukuk çatısı altında yerine getirilmesi, belli bir plan ve program çerçevesinde gözetilip denetlenmesini gerektirir.İdare, bu görev ve yetkiler kapsamında, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkını korumakla, yetki alanında bulunan her bireyin başta yaşam hakkını gözeterek, külfetler arasında denge kurmak, hizmetlerden de eşit yararlanılmasını sağlanmakla yükümlüdür. Devlerin ayrıca, yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamusal makamların yanı sıra, hem diğer bireylerin hem de kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü de bulunmaktadır. [5]

 

Kısaca, devletin salgın hastalıklardaki tedbirlere ilişkin sorumluluğu, hem uluslararası mevzuat hem de ulusal mevzuata dayanmaktadır. Bu sebeple de salgın hastalıkların önlenmesine ilişkin idarece alınacak tedbir ve düzenlemelerinAnayasave tümmevzuata uygun olmalıdır. İdare alacağı her tedbiri kanuni temellere dayandırmalıdır.

 

ANKARA BAROSU SAĞLIK HUKUKU KURULU

 

 

 

 

 

 

 


[1] Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye İlişkileri, T.C. Sağlık Bakanlığı Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı,s.63

[3] Dr. Uğur Samancı, Uluslararası Sağlık Tüzüğü (2005) Ve  Hukukî Niteliği ,s.113

[4] Gülşen AZİMLİ ÇİLİNGİR, İ.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuk ABD Doktora Tezi, Türkiye’de Afet Yönetimi ve İdarenin Sorumluluğu, İstanbul 2019, s.167

[5] Gülşen AZİMLİ ÇİLİNGİR, İ.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuk ABD Doktora Tezi, Türkiye’de Afet Yönetimi ve İdarenin Sorumluluğu, İstanbul 2019.